Obsessif kompulsif bozukluğun (OKB) belirtilerini obsesyonlar ve kompulsiyonlar oluşturmaktadır. Obsesyonlar kişide mevcut rahatsız edici ve tekrarlayıcı düşünce, duygu, fantazi veya dürtülerdir. Kişi obsesyonlarının saçma ve anlamsız olduğunu bilir ama yine de bunlardan rahatsız olur ve kurtulmaya çalışır. Obsesyonlarını zihninden atmaya çalıştıkça büsbütün onların esiri olur. Kompülsiyonlar ise kişinin "kendini yapmaktan alıkoyamadığı, adeta zorlanmışlık hissi ile tekrarladığı davranışlar" olarak tanımlanabilir. Obsesif kompulsif bozuklukta şu belirtiler bulunabilir:

  • Bulaşma ya da kirlenme. En sık karşılaşılan belirti örüntüsüdür. Hasta zamanının çoğunda, kirli olduğunu varsaydığı ve günlük yaşamında kaçınması pek de mümkün olmayan pislik kaynaklarının neden olduğu "kirlenmişlik" düşüncesi ile uğraşıp durur. "Kirlenmişlik" obsesyonlarına daima temizlenme ile ilgili kompulsiyonlar eşlik eder. Bu hastalar başkaları ile el sıkışmaktan, kapı pencere tokmaklarına dokunmaktan, toplu taşım araçlarına binmekten, genel tuvaletleri kullanmaktan vb. durumlardan dolayı kendilerini kirlenmiş hissederler ve saatlerce ve defalarca temizlik davranışı gösterirler. Ağır OKB hastaları zamanlarının çok büyük bir bölümünü temizlikle geçirirler. Dışarı çıktıklarında eve yeniden dönüşte tüm elbiselerini, yıkayan, hatta eşlerinin ve çocuklarının üzerindekileri yıkayan hastalar vardır.
  • Şüphe ya da Emin Olamama. Bu tür obsesyonu olan kişiler bir türlü eylemlerinden emin olamazlar. "Kapıyı kapadı mı, kapamadı mı?", "ütüyü fişten çekti mi, çekmedi mi?", "ocağı kapattı mı, kapatmadı mı?" vb. düşünceler hastayı kemirir. Şüphe obsesyonlarının yarattığı kaygıyı gidermek için kontrol etme kompülsiyonları geçici rahatlama sağlasa da kişinin bunaltısı süreğen bir hal alır. Tekrar tekrar kapıyı, ocağı, ütüyü kontrol etmek zorlantısı eşlik eder.
  • İstemdışı düşünce, dürtü ve fantazi. Kişi günlük yaşamında sık sık elinde olmayan rahatsız edici obsessif uğraşların zihnini kapladığından şikayetçidir. Bu obsessif uğraşların içerikleri çoğu zaman cinsellikle, dinle, şiddetle ilgilidir. Hasta bunlardan dolayı aşırı derecede sıkıntılıdır. Suçluluk ve günahkarlık hisseder. Kutsal değerlere yönelik küfür, kendi ailesinden birine yönelik cinsel ilgi ya da şiddet davranışında bulunma düşüncesinin yanısıra, mistik, metafizik vb. temalar, girici düşünceler içerisinde en sık rastlananlardır.
  • Simetri ya da düzenlilik. Bu tür obsesyonlara eşlik eden kompülsiyonlar yüzünden hastaların yaptıkları işler uzadıkça uzar, bir türlü bitmek bilmez. Masa, oda veya ev temizliği ve toplanması, yemek yeme, evden çıkma, işyerini terk etme, araba parkı, tıraş olma vb. işler titizlik, simetri ve düzen merakları yüzünden çok zaman alır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Tedavisi

İlaç Tedavisi

Günümüzde OKB tedavisi için Serotonin Geri Alım İnhibitörü grubundaki ilaçlar oldukça etkili ve güvenli biçimde kullanılmaktadır. İlaç tedavisinin etkinliğini tamamı ile göstermesi ortalama 10 haftayı bulabilir. İlaç etkili olduğu takdirde tedaviye en az 2 yıl süre ile devam edilmesi önerilmektedir.

Bilişsel-davranışçı Psikoterapi

Obsesif hastalar kaygı verici düşünceler ile bu düşüncelerden kaçarak ve kaçınarak başa çıkmaya çalışırlar. Ne var ki düşüncelerden kaçmaya çalıştıkça bu düşünceler daha da artmakta ve böylelikle kısır bir döngü oluşmaktadır. Davranış tedavilerinde amaç hastayı kaygı veren ve kaygı oluşturduğu için kaçma ve kaçınma davranışlarına neden olan düşüncelerle (obsesyonlar) karşı karşıya getirmek ve bu karşılaştırmanın oluşturduğu kaygıyı azaltmak için devreye giren tekrarlayıcı davranışları (kompulsiyonlar) engellemektir. Hedef rahatsızlık veren düşüncenin oluşturduğu kaygıyı söndürmek ve alıştırma yoluyla rahatlama durumunun oluşmasını sağlamaktır.

Bilişsel tedavilerde ise amaç rahatsız edici düşüncelerin oluşturduğu sorumluluk algısını azaltmaktır. Sorumluluk biçiminde bir algılama olmadığında hastalar akla gelen rahatsızlık verici düşünceleri yansızlaştırmak ve etkisiz kılmak için tekrarlayıcı davranışlar gösterme ihtiyacı hissetmeyeceklerdir. Amaç düşünceleri gerçek gibi algılamayı azaltmaktır. Bu nedenle tedavide tehdit tehlike ve aşırı sorumluluk algılarının ne oranda gerçekçi olduğu ve hangi düşünce hataları sonucu abartılı tehdit ve tehlike algılarının ortaya çıktığı hasta ile birlikte araştırılır. Bilişsel hataların belirlenmesinden sonra yeterince işlevsel olmayan bu düşüncelerin daha gerçekçi ve işlevsel olanları ile yer değiştirmesi sağlanır. Düşüncelerinin  bir felaketle sonuçlanacağını düşünen hastalardan bu düşünceleri durdurmak yerine özellikle akla getirmeleri istenmekte ve ardından korkulan sonuçların oluşmadığını görmeleri tedaviye uyum sağlamakta önemli yararlar oluşturmaktadır.

Bilişsel ve davranışçı terapiler hem hastalığın tedavisinde hem de özelikle nükslerin önlenmesinde çok önemli bir yer tutmakta, tedavide bazen tek başlarına bazen de ilaç tedavileri ile birlikte kullanılabilmektedirler. Bilişsel davranışçı tedaviler tedavi seçenekleri arasında en önemli yeri tutmaktadır.