Kronik yara bakımı multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Kronik Yara Bakım Polikliniğinde konusunda uzman hekimler ve tıbbi personel, hastanın yaralarının durumunu değerlendirerek kendisine en uygun tedaviye karar verir. Yaranın özelliklerine göre bakım ve pansumanlarının yapılmasının yanı sıra yaranın özelliklerine göre Plastik Cerrahi ve Genel Cerrahi bölümleri de hastayı yakından takip eder. Yara bakımında yurt dışından yara bakımı konusunda özel olarak ithal edilen "Yara Bakımı ve Pansuman Ürünleri" kullanılmaktadır. Uzman hekimlerimiz hastanın durumu ve ihtiyaçlarına göre kontrol sürelerini belirleyerek gerekli işlemleri yapmaktadırlar.

Kronik Yara Nedir?

Geç ya da güç iyileşen veya hiç iyileşmeyen yaralara kronik yara denir. Akut yaralardan farklı olarak kronik yaraların kendine özel ortamı bulunur. İskemi, hipoksi ya da enfeksiyon kronik yara ortamının başlıca özelliklerindendir. Bir yara üç ay gibi bir süre içerisinde iyileşmiyorsa kronik yara olarak adlandırılabilir. Kronik yara kapsamında diyabetik ayak yaraları, bası yaraları, venöz ülserler, iskemik ülserler, çeşitli vaskülitlere bağlı yaralar bulunur. Yumuşak doku alanlarını kapsayan radyoterapi sonrası gelişen yumuşak doku radyonekrozları ile bazı kemoterapi ilaçlarının ekstravazasyonu (Sıvının bir damardan doku aralıklarına sızması veya boşalması hali) gibi nedenlerle de kronik yaralar gelişebilir.

Kronik yaraların ortaya çıkışına neden olan genel faktörler obezite, sigara kullanımı, beslenme bozukluğu, ileri yaş, vitamin ve eser element eksikliği, malignite, kemoterapi ve radyoterapi, bağışıklığı baskılayan ilaç kullanımı, steroid ve antikoagülan kullanımı gibi çok çeşitlidir. Bununla birlikte genel nedenler olmadan da bir yara kronikleşebilir. Bu durumda daha çok yara yerini ilgilendiren lokal faktörlerden bahsedilir. Yetersiz kan akımı, derinin aşırı gerilmesi, cerrahi yaranın uygun kapatılmaması, yetersiz venöz drenaj, yabancı cisim varlığı, enfeksiyon varlığı, yara bölgesinin hareketli olması gibi lokal faktörler nedeni ile de yara iyileşmesi gecikebilir.

Kronik Yara Çeşitleri

Kronik Yaralar

Belirli bir zaman içerisinde iyileşmeyen ve genelde tekrar eden yaralara kronik yara denir. Bu yaralar, dokular üzerindeki bir basınç, zayıf kan dolaşımı veya zayıf beslenme gibi altta yatan bir durumun görsel kanıtı olarak görülebilir. Bası yaraları, venöz bacak ülserleri ve diyabetik ayak kronik yaralara örnek olarak gösterilebilir. Kronik yaraların başarılı bir şekilde tedavi edilebilmesi için kişinin bir bütün olarak incelenmesi gerekir. Bunun yanında çok titiz lokal yara bakımı, yara iyileşme sürecinin anlaşılması, modern yara örtüleri hakkında bilgi birikimi ve yaranın altta yatan sebeplerinin düzenlenmesi ve kontrolü gereklidir.

Diyabetik Yaralar (Şeker Hastalarında Oluşan Yaralar)

Kronik bir hastalık olan diyabet zamanla damar ve sinir dokularına hasar verir. Damarlardaki dolaşım bozuklukları özellikle ayak bölgesinde yaraların oluşmasına neden olur. Açılan yaralar ne yazık ki geç fark edildiği için yara bakımı uzun bir süreci kapsar. Yaranın tedavisinde kan şekerinin kontrol altında tutulması, yaralı ayağın kalp hizasında yukarıda tutulması, enfeksiyon, nekrotik dokuların varlığı gibi yaranın özelliklerine göre uygun yara bakımı ve pansumanın yapılması gerekir. Tedavi uzun sürer ve sabır gerektirir. Yaranın iyileşme sürecinde gerekli yara bakımı uygulansa da geriye gidişler görülebilir.

Dolaşım Bozukluğuna Bağlı Yaralar

Özellikle sigara tüketimine bağlı olarak gelişen Burger hastalığı, damar sertliği gibi dolaşım bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklar damarların tıkanmasına neden olur. Damar tıkanıklığı ise bacak yaralarına; ilerleyen vakalarda ise ne yazık ki ayak ve bacak kaybına yol açabilir. Bu tür hastalıklarda oluşan yaralar genellikle derindir ve uzun süreli tedavi gerektirir.

Varis Yaraları

Daha çok ayak bileği ve bacağın ön kısmında görülen bu yaraların temel nedeni ilerleyen varislerin kan dolaşımı problemlerine yol açmasıdır. Varis yaraları tedavisi zor ve hasta tarafından uzman görüş alarak tedavisinin gerçekleştirilmesi gereken yaralardır. Bu yaraların hekim kontrolünde takip edilmesi ve yaraya uygun şekilde tedavi edilmesi gerekir. Hekim takibi altında tutulması, yaraya uygun pansuman yapılması ve gerekli görüldüğü takdirde cerrahi müdahale yoluyla tedavisinin gerçekleşmesi gerekir.

Yatmaya Bağlı (Bası) Yaraları

Yatağa bağımlı/ Felçli hastalarda uzun süre aynı pozisyonda yatmaya ya da tekerli sandalye kullanmaya bağlı olarak, yatak ya da sandalye ile temas yerlerinde meydana gelen basınç nedeniyle oluşan yaralardır. Oluşan basınç kızarıklıklar olarak ortaya çıkar ve tedavi edilmezse büyüyen yaralara dönüşebilir.

Fiziksel Travmalara Bağlı Yaralar

Düşme, çarpma, batma gibi dış etkenlerle dokularda ya da sinirlerde oluşan hasarlar fiziksel travmalardır. Travmadan hemen sonra hastanın ilk müdahalesi acilde hekim tarafında yapılır ve gerekli görüldüğünde ilgili diğer hekimlerle iletişime geçerek travmanın şiddeti ve oluşturduğu hasara bağlı olarak cerrahi bir müdahale de gerçekleştirilebilir. Uzman hekimin Cerrahi müdahale sonrası ya da cerrahi müdahaleye gerek duymadan yaranın pansuman ve bakımla tedavi edilmesini uygun görmesi durumunda da yaranın yine doktor gözetiminde gerekli bakımının ve pansumanın yapılması gerekir.

Yanık Yaraları

1.ve 2. Derece yanıklarda yanıkların durumuna göre günlük ve 2-3 günlük olmak üzere pansuman yapılır. İyileşme hastanın yaşı ve yaranın durumu ile birebir bağlantılıdır.

Ameliyat Sonrası Kapanmayan Yaralar

Ameliyatlarına bağlı olarak gelişen yaraların bakımında uygun yara bakımı ve pansuman yapıldığı takdirde ortalama 3-6 haftada iyileşme görülür. Yaranın durumuna bağlı olarak her gün ya da gün aşırı pansuman yapılır.

Kronik Yara Bakım Ünitesinde Tedavi Edilen Yaralar

Kronik yaralarda çoğu zaman hastalar ve yaralar bakımla ilgili standartlara uymadığı için yara iyileşmesini sağlamak, iyileşme sürecini kısaltmak ve kayıpları önlemek için yardımcı tedavi metodları geliştirilmiştir. Hiperbarik Oksijen Tedavisi de bu yöntemlerden biridir.

Hiperbarik Oksijen Tedavisi (HBO):

Hiperbarik Oksijen Tedavisi; %100 oksijen verilen bir medikal uygulama olup, deniz seviyesinde, atmosferik basıncın 2-3 katı (genelde 2.5-2.6 katı) oksijen ile yapılan bir tedavidir. Bir başka deyişle kandaki hemoglobinin dokulara hayatı sürdürecek olan oksijen moleküllerini daha fazla götürebilmesi amacıyla kapalı bir ortamda 2.5 ATA basınç altında oksijen tedavisi uygulanmasına hiperbarik oksijen tedavisi denir.

Yüksek basınç altında %100 oksijen solunduğu zaman dokulara giden temiz kandaki oksijen miktarının 20 kata kadar arttığı araştırmalarla gösterilmiştir. Dokudaki oksijen basıncının artmasıyla;

  • Oksijensizlik nedeniyle görevini yapamayan hücreler desteklenmiş olur,
  • Yeni damar gelişimi ve yara iyileşmesini sağlayan maddelerin üretimi artar.
  • Oksijensiz ortamda üreyen bakterilerin üremesini engeller ve bunların ortama saldığı bazı toksinlerin etkinliğini azaltır.
  • Vücudun savunmasında görevli hücreleri destekler
  • Antiödem etkisi vardır.
  • Karbondioksit zehirlenmelerinde hücre düzeyindeki zehirlenmeyi azaltır.

Yara İyileşmesinde Dikkat Edilecekler

Yaranın sebebi teşhis edilmeli, önlenmeli veya tedavi edilmelidir.